BİOENERJEKTİK PSİKOTERAPİ
Yazar : Doç. Dr. Günseli PEKER
Yayınevi : Era Yayıncılık
Baskı : İstanbul / 1995 / 351 shf.
ISBN : 975-7882-44-5
Bilim Grubu : Psikoloji
Türü : Telif
Hitap Ettiği Okuyucu Kitlesi: Özel İlgi
Genel Değerlendirme:
Ele alınan Kitap iki boyutlu bir bilimsel inceleme ve araştırmayı kapsar. Birinci kısımda evrensel psikiyatri disiplinin yeni yeni ayırdına vardığı bir kavrama, insan bedeni kavramına dayandırılmış bir yeni psikoterapi yönteminin tanıtılması ve ilk uygulama sonuçlarının açıklanması oluşturur. İkinci bölümde, psikiyakti disiplinine yöneltilmiş eleştiri oluşturur. Kitapta yer alan diğer konular arasında analitik orientusyonlu psikoterapi ve bioenerjetik yeri, bioenerjetik egzersizler ve sağaltımda etkinliği, autojenik biofeedback tekniği sayılabilir.
TANITIM:
Psikiyatri disiplinine yöneltilen eleştiriler kitabı özgün kılar. Bu durum "İnsan Bilimi" olarak psikiyakti disiplininin insan bedeninin önemini vurgulayan yöntemler geliştirdiği gibi; bunca zaman gözardı edilmiş olan tinsel varlığın incelenmesine olanak sağlayan yöntemlerde geliştirmesi gerekliliğini ortaya koyar ve psikiyatri disiplinini antolojiye temellenmesi aşamasına ulaşması bağlamında yeni ufuklar açar. Bioenerjetik Psikoterapi;
İnsan varlığının ve özbilincin gelişiminin bilimsel analizi Doç Dr. Günseli Peker Bioenerjetik Psikoterapi
GİRİŞ
Özbilinç: İnsanın varoluşu hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Özbilinç katmanlarından herhangi birindeki bozukluk, diğer katmanların gelişimini de engellemektedir. Örneğin; bedensel süreçlerle ilgili özbilinç bozukluğu duygusal bilincin ve ego bilincinin de daralmasına ve engellemesine neden olmaktadır. Çünkü, çeşitli içsel ve dış baskılar ve engellemelerle iş güdülerini, gereksinimlerini ve motivasyonlarını bastıran bir insan, duygu, düşünce ve davranışlarını da farkında olmadan baskı altında tutar ve varoluşunu gerçekleştirmez.
Akılcı bir insan için tekbir mutluluk vardır! "Gelişim ve büyümenin farkında olmak"Bioenerjetik pisikoterapi anlayışına göre büyük ve gelişme bedensel olarak başlar. Sonra çeşitli beceriler kazanmak, bilgi edinmek ve ilişkilerin gelişimi gibi basamaklarla kişinin yaşama açılmasını ve kendi doğal kültürel ve sosyal çevresinde gelişimini sürdürmesini sağlar.
Duygularını tam olarak yaşayamayan ve ifade edemeyen bir insanın bedensel yaşamı ve özbilinci daralır. Yaşamı baskılı bir şekilde ve özbilinçsiz olarak yaşamak bir deniz gezisinde, mahsende hapsetmek gibidir.
Özbilinç gelişiminde bireyin kendi varlığını, suçluluk, yetersizlik gibi olumsuz duygulara kapılmadan olduğu gibi doğrusal olarak kabul etmesi ve benimsemesi temel süreçlerden biridir. Gerçek anlamda bireyin kendisini olduğu gibi kabullenmesine "Özbenimseyiş" denilir.
R. Descartes, kendi bilincinin gerçeğini farkeden ilk düşünür olmuştur. R. Descartes'in önerdiği "Cosito" kavramı insanın "Düşünüyorum, varım" şeklinde ki bireysel bilincidir.
Özbilinç Kavramının Yeri: Bioenerjetik psikoterapide, sözlü dille anlatılan deneyimleri ve bağlı oldukları duyguları bedende yeniden yaşatmak amacı vardır. Kelimeler duygulardan tamamen ayrıldıkları zaman gerçek dışıdır. Kelimeler yaşam deneyimlerini ifade etmekte kullanıldıkları zaman kişinin geçmişini, geleceğini kişiliğini ve yaşamını biçimlendiren bir görev üstlenir. Doğru kelimeyi kullanmak demek, gerçek olanı ifade etmektir ve bir özbilinç fonksiyonudur.
Bionerjetik Psikoterapi'nin Özbilinç Gelişimindeki Etkinliği:
Özbilincin sağlıklı bir fonksiyon göstermesi temelde bedenin enerjik ve güçlü duygularla, coşkuları yaşaması ve insanın hem bedenen, hem kişilik olarak kendisini özgür ve doğal bir biçimde ifade edebilmesi ile belirlenen sağlıklı bir yaşam süreci içine girmesi ile gerçekleşir. İnsan dünyadaki varlığını bedeni aracılığı ile algılar ve yaşar. Bu gerçeklere dayalı olarak özbilincin genişletilmesi yönteminde temelde büyüme ve gelişme sürecine, öncelikle bedenen katılmayı sağlamak gerekmektedir.
Bioenerjetik Psikoterapi'de Enerji Kavramının Özbilinçle İlişkisi
Yaşam hareket demektir. İnsanın yaşam mekanizmalarının hareketini devam ettirebilmesi için enerjiye gereksinimi vardır. Bazı kişilerin enerjileri hareketleri duygu ve düşünceleri açıktır. Bazılarında ise enerji içlerinde kapalı ve statiktir. Dıştan gözlemlerle bu kişilerde enerji sanki çok azalmış gibidir. Bioenerjetik psikoterapinin temel amaçlarından biriside bu durumda olan kişilerdeki enerjileri açmak ve geliştirmektir.
Her canlı organizmada, enerjinin şarj ve deşarj olması arasında bir denge olmaktadır. Bioenerjetik psikoterapinin temel tekniklerinin bir amacıda enerji alış-verişini yükseltmek ve insanın kendisini ifade yollarını açmak ve bedendeki enerji ve duygu akımlarının işler hale getirmektir.
İnsan, bilgiyi, duygularıyla ve eylemleriyle yaşadığı zaman kazanın insanın özbilinci, bütün öğeleriyle bir bütünlük ve denge içinde, sağlıklı olduğunda, insan ne istediğini, ne duyumsadığını, ne düşündüğünü, neye karar vereceğini, ne yapacağını bilir ve seçim yaparak varlığı için gerekli etkinlikleri gösterir.
Bioenerjetik Psikoterapi
Bir tedavi yöntemidir. Amacı; hem duyumsal, hem coşkusal bozuklukların sağaltımını, hemde kişilik gelişimini sağlamak ve bu değişikliklerin kişinin yaşadığı sosyal kültürel ortamda uygulanmasıdır. Burada disiplin ön plandadır. Psikoterapi uzun, yorucu, sıkıntılı ve acılı bir olgudur. Çeşitli riskleri vardır. İnsanı sağlıklı ve huzurlu hale getirip, hem kendine hem dünyaya karşı yabancılaşma duygusundan kurtarır. İnsanda hareket yaşamının esasıdır. Gelişme ve gerileme bunun iki yönüdür. Gerçekte tamamen hareketsiz kalmak söz konusu değildir. Gelişim engellendiğinde gerileme dönemi başlar.
İnsan tek başına kendisini değiştiremez. Psikoterapide ilk adım, kişinin kendisini kabullenmesini sağlamaktır. Buda sabır isteyen bir iştir. Bioenerjetik halkada, sembolik anlamda merkez kalptir. Çünkü en hassas bölge kalptir. Bu yüzden psikoterapist insan duygularını burada kontrol eder. İnsan yaptığı şeyi severek içtenlikle katılarak ve haz duyarak yapmaktır. Sağlıklı insan işini sever, yaşamı sever, yaptığı herşeyi sever, arkadaşlarını sever. Bütün koşullarda cevapları, duyguları düşünceleri bir bütünlük içerisindedir. Gerçek yaşamın getirdiği koşullara ve olaylara göre, bozan coşkulu, bazen üzgün ve kızgın bazende korkar birisidir.
İnsanda çeşitli savunma mekanizmaları vardır. Şayet kişi saldırıya uğrama tehdidiyle karşı karşıya ise patolojik savunmalar geliştirir. Tehdit devam ettiği müddetçe ve kişi savunmada kaldığı müddetçe kendisini haklı görmeye başlar. Zaman içinde bu savunmalar bedende yapılanır. Psikolojik olarak da belirli bir karakter yapısı, belirli davranış ve tutumlar gelişir. Psikolojik travmanın anısı bastırıldıkça ego idealleri ortaya çıkar. Bu idealler insanın ilgi, sevgi ve yakınlaşma isteklerinin üstünde amaçları ve idealleri olması şeklinde biçimlenir.
Hayal kırıklığına uğramış ve itilmiş bir insandaki "ben artık onu istemiyorum sevmiyorum" şeklindeki bir inkar mekanizmasının oluşumu ego düzeyinde bir savunmadır. İnsan yaşadığı sürece, sevgiye hasret çeker, duyguları ifade bulmak ister. Fakat hasta bir insan, bu yönde güçlü bir hareket yapmaya kalktığında savunmaları impulslarını engelleyecektir.
Özbilinç Gelişiminin Bioenerjetik Yöntemle Analizi
1) Özel duygu ve coşkuların öğrenilmesi dış dünyanın belirli bir derecede farkında olunmasına, algılanmasına, bilgi ve deneyim kazanılmasına bağlıdır.
2) Bedensel ve duygusal özbilincin üzerinde düşünce bilinci gelişir. Düşünce bilinci kelimelerin yerinde ve doğru olarak kullanılması ile gelişmeye başlar, kelimelerin anlamlarının öğrenilmesi ve kavramların gelişimi ve soyut düşünce gelişimide temelde sosyal ilişkilerdeki deneyimlerden kazanılır. Bu süreçler sonunda düşünce özbilinci gelişir.
3) Ego bilincinin gelişimi
4) Beden ve ego bilincinin bütünlüğü
Devamı için indirmeniz gerekiyor